Open top menu
27 Ekim 2015
Radyasyon Nedir? İnsanlar Üzerindeki Olumsuz Etkileri Nelerdir?

Radyasyon, sürekli gündeme gelen fakat yeterince üzerinde durulmayan bir konu olarak gözükmektedir. İnsanlar ‘Radyasyon nedir?’ sorusuna yeterince net bir cevap verememektedir. Radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, bu konuda toplumun daha çok bilinçli hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. Yazının devamında, bu bilinci sağlamak adına doyurucu bilgiler vermeyi hedefliyorum.

1895 yılında Wilhelm Conrad Röntgen tarafından X-ışınlarının bulunması akabinde 1896 yılında Antoine Henri Becquerel tarafından radyoaktivite keşfedilmiştir. 1902 yılında ise Pierre ve Marie Curie tarafından radyumun keşfini takiben, radyasyon kaynakları; tıpta, sanayide, tarım ve araştırmada her geçen gün daha da hızlanarak kullanılmaktadır.
Herhangi bir maddenin atom çekirdeğindeki nötronların sayısı, proton sayısına göre fazlalık gösteriyorsa bu maddeler kararsız bir yapı göstermekte ve çekirdeğindeki nötronlar dönüşerek β- (negatron) yayarlar. Eğer protonlar, nötronlardan fazla ise protonlar dönüşerek β+ (positron) yayarlar. Atom çekirdeğinden ayrılan nötronlar ve protonlar kararlı olmayan atom çekirdeği Gama (γ) ışını yayar. Ağır çekirdekler Alfa(α) ışını yayabilir veya füzyon reaksiyona maruz kalabilirler. Bu tepkimelere maruz kalarak parçalanan maddelere ‘radyoaktif madde’, çevreye yayılan Alfa, Beta ve Gama gibi ışınların oluşturduğu etkiye ise ‘radyasyon’ adı verilmektedir.
Radyoaktif kirleticiler insan, hayvan ve bitki sağlığında zarar verici etkiler oluşturarak ekolojik dengeyi de bozmaktadırlar. Nitekim bu radyoaktif kirleticilerin yaymış oldukları ışınlar, insan gözünün fark edemeyeceği dalga boylarındadır ve çoğu insan bu zararlı etkilerin altında olduğunun bile farkında değildir. Ne yazıktır ki bu etkilerin farkına ancak kalıcı hastalıklar baş göstermeye başladığında varabiliyoruz. Bu da çoğu zaman kanser olarak karşımıza çıkmaktadır.
Radyasyonun etkisi; cins, yaş ve organlara göre değişmektedir. İnsanlarda en çok etkilenen organ olarak ‘göz’ gösterilebilir. Görme zayıflığı, katarakt ve göz uyumunun yavaşlaması bu etkilerin gözlerimiz üzerinde bıraktığı olumsuzluklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Radyasyonun insan sağlığındaki diğer kötü etkileri ise şunlardır; mide bulantısı, yorgunluk, kusma, ishal, saç dökülmesi, kan kaybı, ağız ve boğazda yaralar, iltihaplar ve enerji kaybı olarak sıralanabilir.
ABD Çevre Koruma Kurumuna göre milisievert birimiyle (radyasyonun birimi) farklı radyasyon seviyeleri ve bunun insan sağlığı üzerinde muhtemel etkileri şöyledir:
50-100 milisievert       : Kanın kimyasını bozuyor.
500 milisievert            : Saatler içinde bulantıya yol açıyor.
700 milisievert            : Kusma.
750 milisievert            : 2-3  hafta içinde saç dökülmesi.
900 milisievert            : İshal.
1000 milisievert          : Kanama.
4000 milisievert          : Tedavi uygulanmadıysa 2 ay içinde muhtemel ölüm.
10000 milisievert        : Bağırsaklarda tahribat, iç kanama, 1-2 hafta içinde ölüm.
Günlük hayatta zorunlu olarak maruz kaldığımız radyasyon seviyelerinden bazılarını aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür.
1. Genel olarak bir insan bir yılda hava ve topraktan 1-10 milisievert radyasyon alıyor.
2. Uçuş rotasına göre 40 bin feet yükseklikteki bir uçuş saatte 3-9 milisievert radyasyona yol açıyor.
3. Bir diş röntgeni 10 milisieverte denk gelmektedir.
4. Tüm vücudun bilgisayarlı tomografisi 20-30 milisievert, tek bir organ tomografisi 10 milisievertten az radyasyon alıyor.







KAYNAKLAR
Exposure of the Pragnant Patient to Diagnostic Radiation  A Guide to Medical Management  Second Edtion, by Louis K Wagner, Richard G. Lester and Luis R. Saldana, 1997, Medical Physics Publishing, madison, Wisconsin
ABD Çevre Koruma Kurumu





Read more
26 Ekim 2015
Serbest Alan Optik Sistemler


Serbest alan optik sistemler, birbirini gören iki noktaya yerleştirilen cihazlar ile lazer ışınlarını kullanarak kablosuz veri haberleşmesi sağlar. Ancak fiber kablolama ile ulaşılabilen (gigabit mertebesinde) bant genişliklerine, kablosuz ulaşabilmenin tek yoludur. 1996 yılında ticari amaçla kullanılmak üzere piyasaya sürülen ‘Serbest Alan Optik Sistemler’ birçok telekomünikasyon ve bilişim kurumu tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca dünyada 7000'in üzerinde kurulum bulunmaktadır.

SAĞLADIĞI AVANTAJLAR
Bu sistemler kablolama (fiber, koaksiyel) ile ulaşılabilen bant genişliklerini sağlamak için gerek zaman gerekse maliyet açısından büyük avantajlar sağlamaktadırlar. Serbest alan optik sistemlerin kullanılması durumunda sağlayacağı diğer avantajları ise şu şekilde sıralayabiliriz;
a. Yüksek hızda veri haberleşmesi,
b. Bant genişliğinin normal kablolu bağlantıya göre fazla oluşu,
c. Veri alırken aynı zamanda gönderebilme kabiliyeti,
ç. Kısa mesafede kesintisiz haberleşme,
d. Radyo frekansı kullanılmayacağı için güvenlidir (sistem noktadan noktaya veri transferi yapacağından atmosferde yayılma özelliği de göstermeyecektir),
e. Yerel telekom alt yapısını kullanmaya ihtiyacın kalmaması,
f. Network ekipmanlarına direkt bağlanma,    
g. Olası bir taşınma durumunda rahatlıkla sökülüp yeni binalara monte edilebilmesi.

ÇALIŞMA MANTIĞI
Serbest alan optik sistemler,  frekans spektrumu içerisinde ışığı gönderen ve alan cihazlar arasında, görülemeyen ve aynı zamanda göze zarar vermeyen düşük enerjili kızıl ötesi ışık demeti yollamaktadır. Gönderilen ışık demeti diğer taraftan son derece hassas olan dedektörler tarafından karşılanmaktadır. Bu hassas dedektörler ise lensler vasıtasıyla gönderilen veriyi toplayacaktır.
Serbest alan optik sistemleri gelişmiş ülkelerde, optik kablo döşenmesinin çok güç ve maliyet artırıcı olarak öngörülen şehirlerde kullanım alanı bulmaktadır. Lazer ışığının modüle edilerek serbest ortamda (hava veya uzay boşluğu) alıcıya ulaştırılması prensibine dayanmaktadır. Sistemin çalışma prensibinin şematik anlatımı aşağıda gösterilmiştir.
Lazer kaynağından çıkan ışın modüle edilerek dağıtıcı ile atmosfere bırakılmakta ve bir lens sistemi yardımıyla algılayıcı üzerine düşürülmekte ve demodüle edilmektedir.

Serbest alan optik sistemlerin iletim hızları bağlamında benzerleriyle karşılaştırılması
Koaksiyel kablo ile iletim hızı           
1,5 Mbps - 90 Mbps
Fiber optik kablo ile iletim hızı
45 Mbps - 1,7 Gbps
Serbest Alan Optik Sistemlerde iletim hızı
10 Mbps - 2,5 Gbps





Ticari olarak şu anda 10 Mbps'ten 2,5 Gbps'e kadar farklı kapasitelerde çalışılmasına olanak verilebilmektedir. Sistemin daha yüksek hızlara çıkartılabilmesi de yatırımla doğru orantılı olarak mümkün olabilmektedir.

DİKKAT ÇEKEN ÖZELLİKLERİ
Sistemin dikkat çeken özellikleri şu şekildedir;
a. Radyo frekansı kullanmamaktadır. 800-1550 nm dalga boyu ışığını kullanarak, yüksek bant genişliğinde lazer ışınları ile veri haberleşmesi sağlar,
b. Radyo frekansını kullanmadığı için ITU (International Telecom Union) standartlarında "Lisansa tabi değildir" olarak tanımlıdır. Bu yüzden bürokratik işlemlere tabii değildir,
c. OSI Modelinin birinci katmanında (fiziksel katman) çalıştığı için tamamen protokol bağımsızdır,
ç. Radyo frekansı kullanmak suretiyle çalışan diğer kablosuz teknolojilerin etkilendiği dış etkenlerden etkilenmez (Yağmur, kar, frekans kirliliği),
d.Ethernet, Fast Ethernet, Gigabit Ethernet, E1/3, STM1, STM4 ve diğer protokollerin tamamını desteklemektedir.

BAĞLANTI ŞEKİLLERİNE ÖRNEKLER VE KULLANILACAK TOPOLOJİLER
Serbest alan optik sistemlerde; halka (ring), yıldız (star) ve çokgen (mesh) topolojileri kullanılmakta olup, aşağıdaki şemalarda bu bağlantı yapıları görülmektedir.




KULLANIM ALANLARI VE YAPILMIŞ UYGULAMALAR
Bu sistemler Dünya üzerinde; üniversite kampüsleri, gökdelenler arasında ve askeri alanlarda kullanılmaktadır. Sistemin örnek bir uygulaması Japonya ’nın Hamamatsu şehrinde okul binaları arasında yapılmıştır. Uygulamanın genel yapısı ve binalar arasındaki uzaklıklar aşağıdaki şekilde verilmiştir.

Serbest alan optik sistem haberleşmesinin fiber optik kablo haberleşmesiyle karşılaştırıldığında aşağıdaki tabloda verilen özelliklerde üstünlük kurduğunu söyleyebiliriz;
Fiber Optik Kablo İle Haberleşme
Serbest Alan Optik Sistem Haberleşmesi
Maliyet yüksek
Maliyet düşük
Ekleme yapmak kolay değildir
Rahatlıkla ekleme yapılabilir
Ek bakım titizliği ister
Bakıma gerek duymaz
Yeraltı döşemesi ve kazı işleri gerektirir
Ekstra işgücüne gerek yoktur
Standartlaşma yoktur
Standartlaşma vardır
Telekom alt yapısı kullanılmak zorundadır
Telekom alt yapısını kullanmaya ihtiyaç yok
Lisans gerekir
Lisans gerektirmez 

SONUÇ
Günümüzde en hızlı haberleşmenin fiber optik kablolar ile gerçekleştirildiği ve bu hızlara kablosuz olarak ulaşmanın tek yolu da şuan için sadece serbest alan optik sistemlerinin kullanılmasıyla mümkün olacağı görülmektedir. Bu sistemler ile mevcut haberleşme olanaklarına yeni bir alternatif oluşturulabilir fakat bazı dezavantajlarının olduğu da bir gerçektir. Uzun mesafeli haberleşmenin yapılamaması, haberleşmenin gerçekleştirileceği binalarda kurulan lazerlerin birbirini görmesi zorunluluğu ve alıcı – verici arasında kalıcı engellerin olması durumunda haberleşmenin yapılamaması gibi hususlar sistemin olumsuz yönleri olarak sıralanabilir.
Serbest alan optik sistemler, gelişmiş ülkelerde, optik kablo döşenmesinin çok güç ve maliyet artırıcı olacağı öngörülen şehirlerde kullanım alanı bulmaktadır. Kullanım amacına göre sistemin yarar sağlayacağı düşünüldüğünde de bu kriterler göz önünde bulundurulmalı ve daha çok kısa mesafede yüksek hızda haberleşmeyi sağlamak için kullanmalıyız.


KAYNAKLAR
H. Manor and S. Arnon, ‘’Performance of an optical Wireless communication system as a function of wavelength’’, Applied Optics. 36, 4285-4294 (2003).
Demir, M., Özek, F. and Efe, M. 2001. Gezgin terminaller arası çift yönlü serbest ortam optiksel iletişimde izleme parametreleri. 9. Sinyal İşleme ve Uygulamaları Kurultayı (SIU 2001).

Read more
11 Ekim 2015
Güneş Takip Sistemi

Günümüzde güneş enerjisi en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olup Dünya’da her geçen gün daha fazla yaygınlaştırılmak istenmektedir. Birçok alanda farklı kullanılış biçimlerine hizmet eden bu tür sistemlerde kullanılan güneş panellerinin verimliliği sürekli arttırılmak istenmektedir. Bu da Güneş ışınlarının gün boyunca panele dik olarak düşmesini sağlayarak mümkün olabilmektedir. Örneğin; günümüzde suyu ısıtma maksadıyla ev çatılarında kullanılan sabit güneş panellerinden sadece öğlen saatlerinde, güneş ışınlarının panele dik düştüğü zamanlarda efektif olarak yararlanılabilmektedir. Diğer zamanlarda ise daha az faydalanılmaktadır çünkü güneş ışınlarının panele geliş açısı büyümektedir ve sıcak su kullanımı veya elektrik üretimi gibi alanlarda daha düşük performans sergilenmektedir. Bu nedenle gün boyu güneş enerjisinden maksimum verimle yararlanabilmek için Güneş Takip Sistemi (GTS) kullanılmaya başlanmıştır.
GTS yapımında iki farklı tasarım kullanılıyor ve bunları takip eksenine göre tek eksen kontrollü ve çift eksen kontrollü olmak üzere ayırmak mümkündür. Verimlilikleri göz önüne alındığında ise çift eksen kontrollü GTS daha avantajlıdır. Bundan ötürü yazıda çift eksen kontrollü tasarım ele alınacaktır.
Bu sistem teorik olarak güneşi sabahtan akşama kadar kesintisiz olarak, güneş ışınlarının güneş paneline dik düşecek şekilde, çift eksende de (kuzey-güney ve doğu-batı)  izleyebilmektedir. Fakat bu sistemin her bölgede aynı verimlilikle çalışmasını da beklemek biraz hayalperestlik olur. Bunun nedeni ise sistemin kurulacağı bölgedeki Güneş radyasyonlarının ve sürelerinin farklılık göstermesi olarak açıklanabilir. Herşeye rağmen bu sistemler sabit panellerle yapılan sistemlerle karşılaştırıldığında verimlilikleri %50 ‘ye kadar çıkarılabilmektir.
Aşağıda Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) Genel Müdürlüğünden aldığım verilere dikkatle bakıldığında, Türkiye’nin en çok ve en az güneş enerjisi üretilecek ayları sırası ile Temmuz ve Aralık olmaktadır. Bölgeler arasında en fazla güneş enerjisi potansiyeline bakıldığında Türkiye haritasından da açıkça görüldüğü gibi Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz sahillerinin diğer bölgelere göre avantajlı olduğu görülür.

Tablo-1 Türkiye'nin Aylık Ortalama Güneş Enerjisi Potansiyeli
Kaynak: EİE Genel Müdürlüğü
AYLAR
AYLIK TOPLAM GÜNEŞ ENERJİSİ
(Kcal/cm2-ay)             (kWh/m2-ay)
GÜNEŞLENME SÜRESİ
(Saat/ay)
OCAK
4,45
51,75
103,0
ŞUBAT
5,44
63,27
115,0
MART
8,31
96,65
165,0
NİSAN
10,51
122,23
197,0
MAYIS
13,23
153,86
273,0
HAZİRAN
14,51
168,75
325,0
TEMMUZ
15,08
175,38
365,0
AĞUSTOS
13,62
158,40
343,0
EYLÜL
10,60
123,28
280,0
EKİM
7,73
89,90
214,0
KASIM
5,23
60,82
157,0
ARALIK
4,03
46,87
103,0
TOPLAM
112,74
1311
2640
ORTALAMA
308,0 cal/cm2-gün
3,6 kWh/m2-gün
7,2 saat/gün



GÜNEŞ AÇILARINI BELİRLEMEDE KULLANILAN FORMULLER
Sabit veya hareketli herhangi bir düzlemdeki panel yüzeyine gelen güneş ışımalarının değeri, düzlemin bulunduğu yerleşim yerinin coğrafik konumuyla, o güne ait olan tarih ve gün içindeki zaman dilimiyle değişiklik gösterir. Bilinmesi gereken bazı güneş açıları şunlardır :[3]
1. Enlem Açısı (Ø)
Ekvatorun kuzeyinde ya da güneyinde, ekvator merkezine göre oluşan açı değeridir. Ekvatorun kuzeyi pozitif, güneyi negatif kabul edilir. Enlem açısı, -90º ≤ Ø ≤ 90º arasında değişir.[4]
2. Deklinasyon Açısı (Δ)
Güneşin doğrultusu ile ekvator düzlemi arasındaki açı miktarıdır. Kuzey pozitif olmak üzere, deklinasyon açısı, -23,45º≤δ≤23,45º arasında değişir. Ekinoks tarihlerinde, yani gece ile gündüz zaman diliminin eşit olduğu zamanlarda (20 Mart ilkbahar ekinoksu, 23 Eylül sonbahar ekinoksu)  deklinasyon açısının değeri, güneş ışığı ekvatora paralel olduğu için sıfırdır. Yaz gündönümünde (21 Haziran), deklinasyon açısının değeri 23,45º ve kış gündönümünde (22 Aralık) ise -23,45º değerine sahiptir. Deklinasyon açısının değişimi Şekil 3.1’de gösterilmiştir.[5] Deklinasyon açısı, aşağıdaki denklemden hesaplanır :[6]

 

                                  
                                                                                                                                                        

burada n, yılın gününü temsil eder ve 1 Ocak başlangıç olarak n = 1 kabul edilir.
Yılın Farklı Zamanlarındaki Dünyanın Yörüngesi ve Deklinasyonu

3. Zenit Açısı (ΘZ)
Güneşin doğrultusu ile dikey eksen arasındaki açı miktarıdır. Yatay düzlemde, güneşin doğuşu ve batışı sırasında zenit açısı 90º ve öğle saatinde (12:00) ise zenit açısı 0º ’dir. Güneş öğle saatinde havada en yüksek noktada bulunur. Enlem açısı, deklinasyon açısı ve zenit açısı arasındaki değişim Şekil 3.2’de görülmektedir.[5,6] Zenit açısı şöyle hesaplanır:[4]

                              


   
Burada w, saat açısıdır. Aynı zamanda zenit açısı, güneş yükseklik açısını 90º ’ye tamamlar.
4. Güneş Yükseklik Açısı ( αs )
Güneşin doğrultusu ile yatayın oluşturduğu açı miktarıdır. Zenit açısını 90º’ye tamamladığı için, buradan güneş yükseklik açısı; αs = 90º- θz olur.

5. Güneş Geliş Açısı (Θ)
Bir yüzeye direkt gelen ışıkla o yüzeyin normali arasındaki açı miktarıdır. Güneşin geliş açısını temsil eder. Bu açı aşağıdaki gibi hesaplanır:
                             
Burada γ, yüzey azimut açısıdır.
6. Eğim Açısı (B)
Yatay ile verilen panel yüzey düzleminin oluşturduğu açı miktarıdır. Kuzey yarımkürede güneye eğimli düşünülür. Eğim açısı, 0º≤ B ≤180º arasında değişmektedir. Açının değeri:[4]
                                           
7. Yüzey Azimut Açısı (γ)
Yüzeyin dikeyinin, yerel boylama göre, sapmasını gösteren açıdır. -180º ile +180º arasında değişebilir. Güneye bakan yüzey için sıfır olur. Doğuya yönelen yüzeyde artı, batıya yönelen yüzeyde ise eksi değer alır.[1,2]

a. Yazın öğle saatinde θz , δ ve Ø açısı arasındaki ilişki
b. Kışın öğle saatinde θz , δ ve Ø açısı arasındaki ilişki
GÜNEŞ TAKİP SİSTEMİNİN PROTOTİP ŞEKİLDE TASARIMI
2013/2014 yılında İstanbul Beykent Üniversitesinde yaptığım bitirme tezine konu olan ‘Güneş Takip Sistemi’nin çalışma mantığını ve dökümanlarını ilgili tezden yararlanarak aşağıda sizlerle paylaşacağım.
1. Sistemin Genel Çalışma Prensibi
Gerçekleştirdiğim bu sistem teorik olarak güneşi sabahtan akşama kadar günboyu güneş ışınlarının güneş paneline dik düşecek şekilde izleyebilmektedir. Pratikte ise güneş panelleri kullanılmadığından (güneş pili kullanıldı) tasarlanan elektronik devre sayesinde sensörler güneşi izleyebilme yeteneğine sahiptirler. Bu şekilde güneş ışınları güneşin doğuşundan batışına kadar en etkin şekilde kullanılarak, güneş enerjisinden maksimum faydalanma düşünülmüştür.
Sistemin genel çalışma prensibi 5 ana kısımdan oluşmaktadır. Bunları; güneş paneli, kontrol devresi, motor sürücü devre, redüktörlü motor ve mikrodenetleyicili devre şeklinde sıralayabiliriz. Bu aşamaların gerçekleşebilmesi için ilk olarak güneşin konumunun belirlenmesi gerekmektedir. Güneşin konumunu belirleyebilmek amacıyla sistemde dört adet ışığa karşı duyarlı sensör (LDR) kullanılmıştır. Kullandığımız bu dört sensör kontrol devresi ile birlikte eşzamanlı çalışmaktadır. Biraz daha ayrıntılı açıklayacak olursak, öncelikle sensörler üzerine gelen güneş ışınlarını akıma çevirirler, her sensörde oluşan gerilim değerleri kontrol devresine iletilir. Burada LM324 komparatör entegrelerinden oluşan kontrol devresi, sensörlerden entegre girişlerine gelen bu işaretleri kıyaslama yaparak, komparatör tarafından verilen karara göre her entegrenin çıkışındaki sinyalleri motor sürücü devrenin girişine aktarır. Burada ise LM324 entegresinin çıkışında oluşan akım seviyesinin düşük olması nedeniyle ayrıca bir kuvvetlendiricinin kullanılması ihtiyacı doğmuştur. Hem iki motoru da çift yönde sürebilmek hem de akımı kuvvetlendirmek için dört transistörden oluşan H-köprülü motor sürücü devresi kullanılmıştır. Sistemin çift eksende (doğu-batı ve kuzey-güney) dönüşü amaçlandığı için yatay ve dikey olarak dönebilen iki tane de DC motor kullanılmıştır. Ayrıca panellerin hangi konumda olduklarını göstermek amacıyla birde LCD ekran bağlanmıştır.
2. Kontrol Devresi
LM324 Entegresi
H-Köprülü devrede transistörleri sürmek için LM324 entegresi kullanılmıştır. LM324 entegresinde 4 adet opamp (karsılaştırıcı) vardır. Opamplar girişlerindeki gerilim değerlerini karşılaştırarak çıkışına lojik 1 veya lojik 0 bilgisini aktarır. Entegrenin 11’inci ayağı toprağa, 4’üncü ayağı da kaynağa bağlanır. Negatif uçlarına bağlanan gerilim değeri pozitif uçlarına bağlanan gerilim değerinden büyük olduğu zaman çıkış sinyali verir. Tasarlanan devrede LM324 entegresinin içindeki opampların (-) uçlarına potansiyometre üzerinden gerilim bağladık, (+) uçlarına ise LDR üzerinden gerilim bağladık. LDR’nin aldığı ışığa bağlı olarak direnci de değişir. LDR değişken direnç özelliği gösterdiği için opampın pozitif ucuna sürekli değişken bir gerilim uygulayacaktır. Opamp, sürekli olarak bu iki gerilimi karşılaştırarak çıkışta bir sinyal oluşturur ve transistörleri sürer.
3. Motor Sürücü Devre
Gerçekleştirilen tasarımda kullanılan motor yaklaşık 2-2,5 W’la çaılışan DC motorudur. DC motor nedir, ne işe yarar? Doğru akım elektrik enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren elektrik makinesine DC motor denir.  DC motorlar ucuz, çeşitli boyutlarda ve efektif olması onların sık kullanılmalarındaki sebeplerin başında gelir. Ayrıca DC motorların önemli özelliklerinden biri de, gelen voltajın işaretini dikkate alarak ileri veya geri yönde sürülebilmesidir.
Ters Akım Diyotlu H- Bridge Devresi
DC Motorun uçlarını bir gerilim kaynağına bağlarsak, motor bir yönde dönmeye başlar, DC Motorun uçlarını gerilim kaynağına ters olarak bağladığımızda ise motorun ters yönde hareket ettiğini görürüz. DC Motorun yön kontrolünü sağlayabilmek için H-Köprü denilen bir yöntem geliştirilmiştir. H-Köprü genel olarak 4 adet transistor, diyot ya da MOSFET ile gerçekleştirilen motorun iki yönlü dönebilmesini sağlayan bir yöntemdir. Yukarıdaki şekilde 4 adet transistörle yapılmış bir H-Köprü devresi görülmektedir. Bu devrede 2 adet PNP ve 2 adet NPN transistor kullanılmıştır.
Motorda açma ve kapama anlarında indüklenecek gerilim çoğu zaman besleme geriliminin bile üzerine çıkabileceğinden böyle bir durumda transistörlerin üzerinden ters akım geçecek ve transistörler yanacaktır. Şekilde ise transistörleri açma ve kapama anında motorda üretilecek gerilimden korumak için ayrıca koruma diyotları bağlanmıştır.
Transistörlerin Durumuna Göre Motorun Dönme Yönü
Devre tasarımımızda motorun hangi yöne döneceğinin tespiti entegre çıkışından görülen sinyalin işaretine göre yapılmaktadır. Bununla ilgili algoritma ayrıntılı olarak aşağıdaki tabloda verilmiştir. Tablodan da görüldüğü üzere sinyal pozitifse motor sağa dönecek, negatif ise motor sola dönecektir. Bu sebeple bu çıkış gerilimi devremizin en önemli elektrik sinyalidir.

A
B
C
D
Fonksiyon
1
0
0
1
İleri Dönme
0
1
1
0
Geri Dönme
1
1
0
0
Fren
0
0
1
1
Fren
1
0
1
0
Kısa Devre
0
1
0
1
Kısa Devre
GTS Kontrol Devresi Algoritması
Tablodan da görüldüğü üzere, A=1, D =1, B=0 ve C=0 yapıldığında motor sağa doğru dönecektir. Tersi durumda, A=0, D =0, B=1 ve C=1 yapıldığında ise motor sola doğru dönecektir. A=0, D =1, B=0, C=1 ve A=1, D =0, B=1, C=0 durumlarında ise motor fren yapacaktır. A=1, D =0, B=0, C=1 ve A=0, D =1, B=1, C=0 durumlarında ise 6V ve toprak kısa devre olduklarından böyle bir durum devre için sakıncalıdır. H-Köprü yöntemi kullanılırken bu iki durumun oluşmasına fırsat verilmemelidir.
4. LCD İle Haberleşmenin Sağlanması
Sistemin LCD ile Haberleşmesi
Sistemin LCD ile Haberleşmesinin ISIS Simülasyonu
Güneşi iki eksende de takip edebilen sistemimizin konum bilgisini ve ışığa bağlı olarak değişen, panel üzerindeki gerilimi bir LCD vasıtasıyla görselleştirdik. Bunun için 16F876 mikrodenetleyicisi kullanıldı ve Assembly dilinde yazılımı yazıldı. Devre +5V ile beslenmektedir. Ayrıca programın çalışması için ihtiyaç duyulan saat darbelerini elde etmek için 4 MHz lik kristal kullanılmıştır.
5. Tasarımın Mekanik Düzeneği
Mekanik Sistemin Üç Boyutlu Çizimi
Mekanik sisteme ait AUTOCAD çizimi yukarıdaki şekilde gösterildiği gibidir. Uygulanan mekanik sistemde iki adet 6 V gerilimle çalışan ve 1,3 A olan adım motoru kullanılmıştır. Doğu-batı yönü ve kuzey-güney yönünde dönebilen bu iki DC motor, kuplaj edilmiş redüktör dişli sisteminden oluşmaktadır. Redüktör sistemi sayesinde yük tarafından DC motorun mili üzerinde oluşturulan büyük tork etkisi azaltılmış oldu. Burada motorun istediğimiz hızda hareketini sağlamak amacıyla dişli çarklar üzerinde az çok oynamalarda bulunuldu.


GÜNEŞ TAKİP SİSTEMİNİN HAYATA GEÇİRİLMESİ
Bu bölümde devrenin elektronik çizim programı yardımıyla sanal ortamda çalıştırılması, PCB ye aktarılması ve devre elemanlarının montajının gerçekleştirilmesi aşamaları resmedilerek anlatılacaktır.
1. Kontrol Devresinin Simülasyonunun Yapılması

Güneş Takip Sisteminin ISIS’ te Simülasyonu
İki eksende de güneşi takip edebilen sistem için tasarladığımız devreyi uygulamaya geçirmeden önce Proteus 8 adlı elektronik çizim programında çalıştırdık. İstenilen sonuçların sağlanıp sağlanılmadığına baktık. Bunun nedeni herhangi bir olumsuzlukta uygulamaya başlanmadan değişikliklerin daha rahat bir şekilde yapılabilmesidir. Simülasyonu yapılmadan uygulamaya geçirilen devreler, yapıldıktan sonra herhangi bir olumsuzlukta devrenin yeniden yapılmasını gerektirebilir. Bu durum zaman kaybına neden olduğu gibi ekonomik kayba da neden olmaktadır.

2. Kontrol Devresinin PCB ye Aktarılması
Güneş Takip Sisteminin ARES’ e Aktarılması
Devremizi ISIS te simüle ettikten sonra baskı devre kartına basılmak üzere hazır hale getirdik. Bunun içinde ARES programı kullanıldı.

3. Kontrol Devresinin Baskı Devre Kartı Üzerine Aktarılması
GTS’ nin Bakır Plakaya Aktarılması
Kontrol devresi ARES’te çizildikten sonra bakır plakaya aktarılır. Devre aydınger kâğıdına çıktı alınır. Aydınger yağlı bir kâğıt olduğundan dolayı yüksek ateşlere dayanıklıdır. Devrenin boyutuna uygun olarak bakır plaka seçilir ve üzerine aydınger kâğıdını ütü yardımıyla da bastırırız. Daha sonra 3 ölçek perhidrol ve 1 ölçek tuz ruhu karıştırılarak hazırlanan karışımın içine bakır plakamızı 15 dakika kadar beklettik ve asit karışımı içinde eriyen bakır plaka üzerinde sadece çizilen yollar kalır. Böylelikle devremiz montajlanma seviyesine gelmiştir.
4. Kontrol Devresinin Bakır Plaka Üzerine Elemanlarının Yerleştirilmesi
GTS’ nin Elemanlarının Montajlanması
Bakir plakaya gerekli elemanların yerleştirilmesi için delikler açıldı. Tasarlanan devre elemanları yerlerine lehimlenir. Lehimleme yapılırken elemanların yanmaması için ayrıca dikkat edilmesi gereklidir.
5. Güneş Takip Sisteminin Son Hali
İki Eksenli Güneş Takip Sisteminin Son Hali
Gerçekleştirilen sistem daha öncede ifade edildiği gibi güneş panelleri, kontrol devresi, motor sürücü devre, redüktörlü motorlar ve mikrodenetleyici gibi ana kısımlardan  oluşmaktadır. Burada LDR’ler üzerine düşen ışık şiddetine göre güneş panellerinin konumu belirlenmektedir. Kıyaslayıcı olarak kullandığımız LM324 entegresinden oluşan oluşan kontrol devresi ve transistörlerden ibaret olan H-Köprülü motor sürücü devresi baskı devre plaketine lehimlenmiştir. Doğu-batı yönünde ve kuzey-güney yönünde hareket edebilen iki adet redüktörlü DC motorumuz da kutuya uygun olarak monte edilmiştir. Yukarıda gerçekleştirilen iki eksenli güneş takip sisteminin son genel görüntüsü verilmiştir.
Yapılan bu projenin maksadı gün boyu güneşi iki eksende de izleyerek güneş enerjisinden en verimli şekilde yararlanmaktır.

SONUÇ ve ÖNERİLER
Tasarlanan bu projede güneş enerjisinden en efektif şekilde yararlanılması düşünülerek doğu-batı ve kuzey-güney yönlü olmak üzere güneşi iki eksende de takip edebilen sistemin gerçeklemesi yapılmıştır. Prototip şeklinde yapılan projede asıl amaç; sistemin çalışması hakkında teknik anlamda fikir sahibi olunmasını sağlamaktır. Ayrıca genel olarak konu hakkındaki farkındalığın arttırılmak istenmesidir.
Günümüzde enerji ihtiyaçları çeşitli yöntemlerle, belli ücretler karşılığında elde edilebilmektedir. Bu türlü yenilenebilir enerji kaynakları sayesinde ise sınırsız enerjiyi herhangi bir ücret ödemeden elde etmek mümkündür. Bu sistemlerin en büyük dezavantajlarından biri ilk kurulum maliyetinin yüksek oluşudur. Fakat kurulması düşünülen yerler iyi belirlenirse bu maliyet ilk 1-2 yıl içerisinde çıkarılabilir ve uzun bir süre bakım gerektirmeyen ve arızalanma ihtimali çok düşük olan bu sistemler günümüzde enerjiyi elde etmede iyi bir alternatif olabilir. Sistemin zor arızalanabilmesi, bakımının kolay olması ve ortalama en az 20-25 yıl civarında ömrünün olması gibi avantajları bu projenin tercih edilmesindeki en büyük etkenlerden bazılarıdır.
Dünya hızla yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmektedir. Ülke olarak bizimde bu kaynaklara yönelmekte daha fazla gecikmemiz gerektiğini düşünüyorum. Toplam güneş enerjisi kurulu güçlerine göre ülkelerin sıralaması enerji enstitüsü verilerine göre şu şekilde sıralanmaktadır;
1-Almanya(35,5 GW)
2-Çin (18,9 GW)
3-İtalya(17,6 GW)
4-Japonya(13,6 GW)
5-Amerika Birleşik Devletleri(12 GW)
6-İspanya(5,6 GW)
7-Fransa(4,6 GW)
8-Avustralya(3,3 GW)
9-Belçika(3 GW)
10- İngiltere(2,9 GW)
Ülkemiz sıralamada ilk 10′da olamayıp güneş enerjisinde toplam kurulu gücü yaklaşık 54 MW’dır. Ancak bu rakamın önümüzdeki yıllarda artması beklenmektedir. Ayrıca Konya’da 3 GW büyüklüğü ile dünyanın en büyük tesisi olması beklenen proje için çalışmalara başlandığı Enerji Bakanlığı  tarafından açıklanmıştır. Enerjide ülkemizin dışa bağımlılığı düşünüldüğünde bu tür projelerin daha fazla olması gerektiği kanaatindeyim.


KAYNAKLAR

[1] H. Mousazadeh et al., “A review of principle and suntracking methods for maximizing solar systems output”, Renewable and Sustainable Energy Reviews 13, s: 1800–1818, 2009.
[2] N.A. Kelly, T.L. Gibson, “Improved photovoltaic energy output for cloudy conditions with a solar tracking system”, Solar Energy, vol: 83, issue:11, s: 2092-2102, 2009.
[3] Şenpınar, Ahmet, 2006, Bağımsız Güneş Pili Sis-temlerinin Bilgisayar ile Kontrolü, Fırat Üniv. Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi, Elazığ.
[4] Beckman William A., Duffie John A., 1991, Solar Engineering of Thermal Processes, Second  Edition, A Wiley-Interscience Publication, John Wiley& Sons, INC, Canada, 888p.
[5] Messenger Roger, Ventre Jerry, 2000, Photo-voltaic Systems Engineering, CRC Pres LLC, Florida, 385p.
[6] Cooper,  PI, 1969, The Absorption of Solar Radiation in Solar Stills, Solar Energy, 12,(3).


Read more

Yayınlanan yazılarla ilgili olarak ne düşünüyorsun?