Open top menu
#htmlcaption1 SEA DICAT POSIDONIUM EX GRAECE URBANITAS SED INTEGER CONVALLIS LOREM IN ODIO POSUERE RHONCUS DONEC Stay Connected
15 Ekim 2016
Kompanzasyon İle İlgili Bilinmesi Gerekenler


Dünya üzerinde enerjiye olan ihtiyaç, teknolojinin de gelişmesiyle birlikte her geçen gün artmaktadır. Günümüzde bu ihtiyaç; doğalgaz, petrol, kömür, nükleer enerji gibi yenilenemez kaynakların yansıra güneş enerjisi, su enerjisi, rüzgâr enerjisi, jeotermal enerji ve bio enerji gibi yenilenebilir kaynaklarla da karşılanabilmektedir. Ancak yenilenemez kaynakların sınırlı, yenilenebilir kaynakların ise yeterli olmaması bilim insanlarını mevcut kullanılan enerjinin daha verimli hale getirilmesiyle ilgili çözümler üretmeye sevk etmiştir.
19. yy’ın sonlarında Tesla-Edison arasında başlayan meşhur alternatif akım-doğru akım (AC-DC) savaşını kazanan Tesla, günümüzde de elektrik enerjisinin alternatif akım olarak üretilmesinin ve dağıtılmasının da baş mimarı olmuştur.
Nikola TESLA’nın alternatif akımı, aktif güç ve reaktif güç olmak üzere iki bileşenden oluşmaktadır. İki bileşenin toplamı ise bize görünür gücü verir.
-Aktif Güç           : İş yapan güç anlamına gelir. Kullanılabilir güç şeklinde de tanımlanabilmektedir.
-Reaktif Güç      : Aktif olarak kullanılmayan fakat görünürde olan güçtür. İşe yaramayan ve istenmeyen güç şeklinde tanımlanabilmektedir.
 GÜÇ ÜÇGENİ                
Aktif Güç



Reaktif Güç 



Görünür Güç  



Yukarıda verilen güç üçgeninden yola çıkarak görünür güç ile aktif güç arasında, 
daha açık ifade edersek,
olarak yazılabilir. Yine aynı güç üçgeninden görünür güç ile reaktif güç arasında  
yani
ilişkisinin olduğu söylenebilir.

FAZ FARKININ OLUŞMASI

İdealde devreyi besleyen gerilim ile kaynaktan çekilen akım arasında faz farkının olmaması istenir. Fakat alternatif akımın saf reaktansa (direncin olmadığı devreye) uygulanması, endüktif veya kapasitif yüklerin oluşturduğu etki (kapasitif yüklerde elektrik alan – endüktif yüklerde manyetik alan) sonucunda, akım sinyalinin, voltaj sinyaline göre maximum +-90 derecelik faz farkının olduğu görülür.
GÜÇ FAKTÖRÜ [1]
Kaynak gerilimi ile kaynak akımı arasındaki faz farkının kosinüsü güç faktörü olarak adlandırılır. Kaynak gerilimi ile kaynak akımı arasındaki faz farkı arttıkça güç faktörü azalır.  değerinin artışı devrenin reaktif özelliğinin (iş yapmayan gücün) arttığını gösterir, dolayısı ile  (mutlak değer olarak) artar. Güç faktörünün artışı ile aktif güç (faydalı güç – iş yapan güç) değerinin artışını gösterir.



Elektrik devrelerinde işe yaramayan (fakat kaçınılmaz olarak karşımıza çıkan) reaktif güç değerinin artışı istenilmeyen bir olaydır. Ekonomik bir tüketim anlayışı ile yaklaşıldığında, kaynaktan çekilen aktif gücün maximum, reaktif gücün ise minimum olması gerektiği açıktır, zira iş yapan (faydalı) güç olarak tanımlanan aktif güç değeri için bir ölçü olmasıdır. Yukarıda gösterilen eşitliklerle de
görüldüğü gibi kosinüsün artması aktif güç değerini artırmaktadır.
değer aralığına sahip olan güç faktörü, saf kapasitif veya endüktif yüklerde 0, saf rezistif (direnç bazlı) güçlerde ise 1 değerini alır.



GÜÇ FAKTÖRÜNÜN DÜZELTİLMESİ [1]
Güç faktörünün büyük değer almasının birçok açıdan faydalı olduğundan yukarıda belirtildi. Reaktif güç çeken sistemin (motor, transformatör gibi kondansatör veya bobin içeren aletlerden kaynaklanan) endüktif karakteri değiştirilemeyeceği için sistemin güç faktörü nasıl artırılacaktır? Bu sorun pratikte bobine paralel kapasite bağlanarak çözülmeye çalışılır ve bu işleme güç faktörünün düzeltilmesi yani kompanzasyon adı verilir.
Bobin ve kapasite birbirleri ile eşlenik çalışan iki elemandır. Her ikisi aynı devrede bulunduklarında self reaktif güç çekerken kapasite (daha önce depoladığı) reaktif gücü verir, kapasite reaktif güç çekerken bobin (daha önce depoladığı) reaktif gücü verir. Eğer bobine paralel olarak bağlanan kapasitörün değeri uygun seçilmiş ise kaynaktan reaktif güç çekilmesine ihtiyaç duyulmaz ve bu nedenle iletim hatları gereksiz bir (reaktif) güç taşımamış olurlar. Böylece iletim hatları yalnızca iş yapan faydalı güç ( ) iletiminde kullanılarak ekonomik bir iletim sağlamış olur. Güç faktörü düzeltilmez ise iletim hattı iş üretmeyen bir gücü ( ) de üzerinde taşıyacağından aynı işi yapmak için daha kalın bir iletim hattı yapılması gerekecektir.
KOMPANZASYON İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALARIN KISA TARİHİ [2]
Kompanzasyon ile ilgili ilk çalışmalar XX., Yüzyılın başından itibaren başlamıştır. İlk olarak, sabit kondansatör ünitelerinin kullanılmasına 1914 yılında başlanmış ve bu tarihte motor, lamba, transformatör gibi alıcılar kendilerine paralel bağlı kondansatörlerle tek tek kompanze edilmiştir.
Endüstrinin gelişmesiyle çok sayıda motor veya endüktif yüklerin değişik zamanlarda devreye girip çıktığı tesisler kurulmuştur. 1970’li yıllarda özellikle endüstride elektrik enerjisi kullanımına dayanan büyük tesisler kurulmuştur. Yüksek güçlü tristörlerin (3000 A) geliştirilmesiyle mekanik anahtarların yerini yarı iletken anahtarlar almaya başlamıştır. Anahtarlama işleminin en aza indirilmesi sistemin kararlılığını artırır. 1970 yıllından itibaren statik kompansatörler kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde en çok statik kompansatörler kullanılmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar da sürmektedir.
Endüstride kompanzasyonu gerektiren en önemli yükler şunlardır; düşük uyarmalı senkron makineler, transformatörler, bobinler, havai hatlar, senkron motorlar, redresörler, endüksiyon fırınları, elektrik ark ocakları, kaynak makineleri, endüksiyon kaynak makineleri, lamba balastları, haddehaneler, haddehanelerin elektrik tesisatı, asenkron motorlar v.b.
SONUÇ
Türkiye'de şebeke taşıma kapasitesini arttırmasından ve enerjinin israfını önlemesinden dolayı ülke ekonomisi için vazgeçilmezdir ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan kurul kararı olarak en son alınan karar, Karar No:284/2 Karar Tarihi: 8/1/2004 olarak zorunlu tutulmuştur. Bu karara göre Türkiye'de kompanzasyon panosu yapma ve işletme zorunluluğundaki bu işletmelerin (proje gücü 9KVA ve üzeri olan işletmeler) harcadıkları endüktif enerji, aktif enerjinin en fazla %20'si; kapasitif enerji de aktif enerjinin en fazla %15'i kadar olabilir. Aksi halde işletmeler, çektikleri reaktif güç içinde ceza faturası ödemekle yükümlüdür. [3]
Tüketici açısından bakıldığından ise durum pek farklı olmayacaktır. Eğer tüketici motor ve transformatör gibi aletlerinin çekeceği reaktif gücü bir şekilde (kompanzasyon ile) kendisi üretmez ve şebekeden çeker ise elektrik fatura bedellerinde artış olacak, aynı işi yaptırmak için daha fazla elektrik faturası ödemek zorunda kalacaktır.
Tüm bu olumsuzlukların önüne geçilebilmesi için reaktif enerjinin mümkün olduğunca en aza indirilmesi gerekmektedir. Bu da reaktif enerjinin tüketildiği yerde üretilmesiyle mümkündür. Bu da yukarıda da anlatmaya çalıştığımız güç faktörünün düzeltilmesi, yani güç faktörünün yaklaşık olarak 0,95 ile 1 değer aralığında tutulmasını sağlamakla mümkündür. Böylelikle gereksiz faturaları ödemekten kurtulacağımız gibi üretici açısından da önemli olan, enerjiyi taşımada ve iletmede kullanılan hatların gereksiz yere yüklenilmemesi sağlanmış olacaktır. Bu da maliyetleri önemli ölçüde düşürülmesi demektir.
KAYNAKLAR
[1] ARİFOĞLU Uğur, Elektrik-Elektronik Mühendisliğinin Temelleri, Cilt II, Alfa Yayınevi, İstanbul (2000).
[2] S.R.Barrold, B.K.Patel “A thyristor reactive power compensatör for fast-varying industrial loads” Int.J.Electronics, vol.51, no.6, pp.763-767,1981

[3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Kompanzasyon
Read more
18 Eylül 2016
Desibel Nedir ? Hangi Amaçla Kullanılır ve İnsanlar Üzerinde Bırakmış Olduğu Olumsuz Etkiler Nelerdir?


Desibel, halihazırda ses seviyelerinin veya fiziksel iki değerin (gürültü, sinyal, voltaj, elektromanyetik dalga vb.) tanımlanmasında kullanılan logaritmik ölçü birimine denir. Bu ölçü birimi her ne kadar Alexander Graham Bell ismine atfedilirse de ‘Bel’ ismine hesaplamalarda çok karşılaşılmaz. Onun yerine daha çok ‘Desi-bel’ kullanılır. ‘bel’ isminin başına getirilen ‘desi’ adından da anlaşılacağı üzere sonucu 10 tabanlı yapmaktadır. Bunun asıl nedeninin kesin olarak bilinmemesiyle beraber sonucun küsüratlardan kurtarılması şeklinde tahminlerde bulunulmaktadır.
Desibel’in asıl tanımı, 20’nci yüzyılın başında ABD’nde bulunan Bell şirketinde telefon güç ölçümlerinin yapılması esnasında yapılmıştır. Bu kavramın tanımlanmasının ardından günümüze kadar pek çok mühendislik hesaplamalarının da parçası haline gelmiştir. Öyle ki bu kavram yaşadığımız yüzyılda hızla gelişen elektronik ve haberleşme alanının en büyük sorunlarından olan sinyal ve gürültünün ifade edilmesinde kullanılmaktadır.
Temel olarak hesaplamalarda  ifadesi kullanılır. Buradaki  ifadesinin 10 ile çarpılmasındaki asıl neden, sonucu desibel cinsinden bulmak isteyişimizdir. Ayrıca formül, hesaplamak istediğimiz büyüklüğün türüne göre de değişkenlik gösterebilmektedir. Örneğin ölçmek istediğimiz büyüklüğün türü ‘Güç’ olursa yukarıdaki ifadeyi kullanırız ve şu halde ifadeyi baştan dizayn ederiz;
 
 

Lp: Güçsel desibel oran
P: Ölçülen güç
Po: Referans güç

Örnek Hesaplamalar

Birim
Desibel
Bel
Neper
Güç Oranı
Genlik Oranı
1 dB
1 dB
0,1 B
0,11513 Nep
1,25893
1,12202
1 Bel
10 dB
1 B
1,1513 Nep
10
3,16228
1 Nep
8,68589 dB
0,868589 B
1 Nep
7,38906
2,71828

Ölçüm Çeşitleri Nelerdir?

Desibel ifadesi günümüzde daha çok gürültünün seviyesini belirlemede kullanılır. Bu seviyeleri birçok araç (bilgisayar, telefon, yazılım vb.) yardımıyla yapabileceğimiz gibi hassas sonuçlar alabileceğimiz sırf bu ölçümleri yapması için geliştirilen ‘Desibelmetre’ adında ölçüm cihazları da mevcut olmaktadır. Ayrıca yukarılarda da örnek olarak değinmiş olduğumuz formüller kullanılarak kendimizde bu hesaplamaları yapabiliriz.

Günlük Hayatta Maruz Kalınan Gürültü Seviyeleri Nelerdir?

Günlük hayatta sıkça kullanmış olduğumuz araç gereçlerin çıkarmış olduğu gürültü seviyeleri (dB cinsinden) aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Verilen dB seviyeleri değişken olmakla birlikte insanların yaklaşık olarak kaç dB (desibel) gürültü seviyesine maruz kaldığı hakkında fikir vermektedir. Ayrıca gürültü seviyeleriyle doğru orantılı olarak insanlar üzerinde gerçekleşen olumsuz etkilerde tabloda verilmiştir.

Desibel
Örnek Ortamlar
İnsan Üzerindeki Etkiler
0
Sessizlik
Yok
10
Nefes alma
20
Fısıldama, düşen yapraklar
30
Sakin kırsal arka plan, yatak odası
40
Kütüphane
50
Düşük düzeyde konuşma, rüzgâr türbini
60
Lokanta gürültüsü, uğultu
70
TV sesi, bilgisayar
Bazıları için rahatsızlık verebilir
80
Fabrika
Uzun sürede işitme bozuklukları
90
Çim biçme makinesi, araba içinde maruz kalınan ses
Uzun sürede işitme bozuklukları
100
Dıştan takılmış motor
Uzun sürede ileri seviyede işitme bozuklukları
110
Rock konseri, sanayi gürültüsü
Hemen zarar verebilir veya uzun sürede işitme bozukluğu
120
Gök gürültüsü, havalı matkap
Genellikle hemen zarar verir
130-150
Jet Uçağı
Ani işitme kaybı veya kulak zarının yırtılması

KAYNAK 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Desibel
Read more
7 Eylül 2016
Manyetik Levitasyon ve ‘Maglev’ Trenleri




Levitasyon ya da Türkçe karşılığı olan yükselinim, insan ya da hayvan vücudunun veya özgül ağırlık olarak havadan daha ağır nesnelerin görünür herhangi bir fiziksel etkenin yardımı olmadan havaya kaldırılması, havada asılı kalması veya havada gezinmesine verilen addır. 
Bu tanımdan yola çıkarak levitasyon, yerçekime karşı koyabilecek gücün devreye geçirilebilmesidir. Bu güç, günümüzde yaygın olarak manyatizmayla karşılanmaktadır. İki kavramın yani manyetik levitasyon namı diğer Maglev bir araya gelerek teknolojide de yeni gelişmelere olanak sağlamıştır. Bunların günümüzde en popüler olanı Maglev trenleridir. Yazının devamında da manyetik levitasyonun nasıl yapıldığına dair bilgilerin yanı sıra Maglev trenleriyle alakalı bilgiler bulacaksınız.

Manyetik Levitasyon Yöntemiyle Cisimler Nasıl Havada Kalabiliyor?
Fiziksel olarak süperiletken maddelerin varlığına dayanmaktadır. Peki süperiletken madde nedir? – Elektriksel iletkenlikleri sonsuza yaklaşan maddelerdir. Dolayısıyla da elektrik akımı, dirençle karşılaşmadan süperiletken maddelerin üzerinden geçebilmektedir. Süperiletken maddelerin başka bir özelliği ise içlerindeki manyetik akıyı mükemmel bir diyamanyetiklik özelliği göstererek dışarı itmeleridir. Bu diyamanyetik özelliği, ‘Meissner Etkisi’ olarak tanımlanır. Ayrıca süperiletken maddelerden yüksek akımlar geçebilir.

Konumuzla alakalı olarak süperiletken maddelerin en önemli özelliği olan diyamanyetik özelliği sayesinde, cisim yüzeyinde elektrik akımı oluşturularak neredeyse tüm manyetik alanı itilebilmektedir. Cismin yüzeyinde oluşan manyetik alan, maruz bırakılan manyetik alanı ‘Meissner Etkisi’ altına alır fakat çok ince bir tabaka da olsa kullanılan süperiletken madde manyetik alanın kullanılan cisme geçmesine sebebiyet verir. Kullanılan cisme geçen manyetik alan ‘Vortex’ denilen tüp şeklinde biliniyor. Bu tüplerin içinde bulunan süperiletkenlik de yerel olarak kırılıyor ve cisim manyetik akımının tüplerin içine hapsedilmesini sağlıyor. Böylece cisim kendini olduğu pozisyonda sabitleyebiliyor. Bu şekilde manyetik levitasyon gerçekleşmiş oluyor. Bunu mıknatısların birbirini iten kutuplarına da benzetebiliriz.  Açıklamaya çalışılan bu konu da zaten temel olarak manyetik itmeye dayanmaktadır.

Maglev olarak da bilinen manyetik levitasyon trenleri de temel olarak bu ilkeye bağlı olarak çalışmaktadır. Maglev trenlerin altında mıknatısa benzetilen, yukarıda anlatılan bir yapı bulunmakta. Bu yapıyla birlikte tren havada  asılı durmakta ve hareket edebilmektedir. Teknolojinin de gelişimiyle mevcut trenlere kazandırılan yüksek hız yetenekleri sürekli geliştirilmektedir. Kazanılan bu yeteneklere de bağlı olarak tren raylardan yaklaşık 10 cm kadar yukarıda hareket edebilmektedir.

Maglev Treni İle Bugüne Kadar Ulaşılmış En Yüksek Hız
2015’te Japonya’da 603 km/sa olarak kaydedilen hız rekoru geçtiğimiz nisan ayında ABD’de yeniden kırıldı. New Mexico Eyaleti'ndeki Holloman Hava Kuvvetleri Üssü'nde gerçekleştirilen denemede saatte yaklaşık 826 km gidebilen tren, iki gün sonraki denemede yaklaşık 1019 km/sa hıza ulaşarak yeni bir rekora imza attı. Bu denli yüksek hızlı bir trenin yolcu taşımada kullanılması şimdilik mümkün görünmese de hız rekorunu bir hayli yukarı taşıyan Maglev treninin yeni hızlı tren teknolojilerine kapı aralayacağı öngörülüyor.



Maglev trenlerinin avantajları nelerdir?


* Yere temas ederek hareket eden araçların tersi yönünde bir sürtünme kuvvetine maruz kaldığını söyleyebilmek mümkündür. Bu kuvvet, sürtünmenin de etkisiyle araçların yavaşlamasına neden olmaktadır. Maglev trenlerin çalışma şekline bakacak olursak bu etkinin de ortadan kaldırılabilmesi söz konusu olabilmekte ve bunun sonucunda da çok daha hızlı gidebilen Maglev trenler yapılabilmektedir.
* Mevcut olarak kullandığımız arabalarda, uçaklarda, vapurlarda veya normal trenlerde sürekli bir gelişmiş motor ihtiyacı olmaktadır. Bu ihtiyaç Maglev trenlerin geliştirilmesiyle son bulabilmektedir. Çünkü Maglev trenler, kendine has rayların tasarımıyla gidebilmekte dolayısıyla da motor kullanmaktadır.
* Günümüzde önemini her an hissettiğimiz, sınırlı miktarda bulunan fosil yakıtların yine günümüzde kullandığımız araçların çalıştırılmasında kullanıyoruz. Maglev trenlerde ise bu durum söz konusu olmamakla birlikte manyetik alandan gelen kuvveti kullanarak hareket edebilmektedirler.

Peki Manyetik Levitasyon Başka Hangi Alanlarda Kullanılıyor?
* Manyetik askı sistemleri tozsuz ve temassız olduklarından, üretim esnasında yarı iletken levhaların taşınmasında yoğun olarak kullanılmaktadırlar.
* NASA gibi büyük şirketler tarafından oluşturulmuş savrulma kontrolü gibi testlerin gerçekleştirildiği rüzgâr tünelleri vardır.
* Rüzgâr Tribünlerinde verimi maksimize etmek için yine manyetik levitasyon kullanılmaktadır.

Kaynaklar

Read more
24 Ağustos 2016
Negatif İyonların İnsan Sağlığı Üzerinde Bıraktığı Olumlu Etkiler



Negatif iyon, havada bulunan oksijen molekülünün elektron almış hali şeklinde tarif edilmektedir. Bu iyonlar doğal koşulların neticesinde meydana gelirler. Bu doğal koşullar; rüzgârlar, deniz dalgaları, sağanak yağışlar, şelaleler vb. şeklinde sıralanabilmektedirler.  Negatif iyonların havada yoğunlaşmasıyla da birlikte pozitif etkilerinin olduğu bilinmekte ve bilim adamlarının bu alanda çalışmalarıyla da bu konu bilimsellik kazanmaktadır. Yazının bundan sonraki kısmında bu etkiler üzerinde durulup insan sağlığına olan faydalarına değinilecektir.
Negatif İyonlar Nerelerde Bulunur ve Etkileri Nelerdir?
Yazının başında da söylediğimiz gibi bu tür iyonlar yaşadığımız doğal koşulların neticesinde karşımıza çıkmaktadır. İnsanlar bu doğal koşullarla ne kadar içli dışlı olursa, o ölçüde de sağlıklı ve kaliteli bir hayatı da elde edebilir diyebiliriz. Örnek verecek olursak; şehir hayatından uzak yani henüz betonlaşmaya mahkûm olmamış alanlarda doğayla iç içe bir yerde bulunan (ormanlık ve dağlık alanlar, deniz kıyısının bulunduğu yerler, yüksek tepeler vb.) insan daha rahat nefes almakta ve kendini daha iyi hissetmektedir. Bunun farkına ancak şehir hayatından uzaklaştığımızda fark ederiz.

Doğadaki Negatif İyon Yoğunlukları
Doğada Bulunduğu Yer
Negatif İyon Yoğunluğu [ iyon/cm3 ]
Şelale eteklerinde
50.000
Dağlarda
8.000
Deniz kıyılarında
4.000
Ormanlarda
3.000
Şehir Dışında
1.200
Şehir İçinde
200
Konutlarda
20
Otomobillerde
14
Yukarıda verilen tabloya göre negatif iyon yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde daha kaliteli ve sağlıklı bir havanın olduğu söylenebilmektedir.

Negatif İyonların Pozitif Etkileri
Birçok deney ve çalışmanın neticesi şeklinde ortaya çıkan bu etkileri maddeler halinde sıralayacak olursak,
1.Yorgunluğun azalması ve tamamen giderilmesini sağlar,
2.Sinir hücrelerinin canlılığını artırır,
3.Kan dolaşım sistemindeki pıhtıların oluşmasını engeller,
4.Elektrolit seviyesini yükseltir,
5.Kan şekeri seviyesini düşürür ve stresin etkilerini azaltır,
6.Kalp atışları ve nefes alış ritmini düzenler,
7.Beyin dalgalarını pozitif yönde etkiler (hafızayı güçlendirir ve tazeler),
8.Güç ve dayanıklılık gibi unsurlara olumlu yönde katkıda bulunur (soğuk ortamda dayanıklılık, cildin ısıya karşı olan hassasiyetinin azaltılması vb.),
9.Böbrek üstü salgı bezleri ve hipofiz ile bağlantısında pozitif etki sağlar,
10.Vücudumuzdaki lipitlerin oksijenlenmesinde rol oynaması ve bunun sonucu olarak da hücre zarının durumunu da olumlu olarak etkiler,
11.Kandaki kalsiyum ve fosforun sürekliliğini sağlamaktadır.
12.Kandaki akyuvar hareketini stimule eder, 
13.Hemoglobin ve kolesterol seviyesini sabitleştirir,
14.Akciğer ve solunum yollarını temizler iştah ve uyku düzenini sağlar,
15.Kandaki enzimlerin sürekliliğini temin eder,
16.Kandaki mikro sirkülâsyonu düzeltir,
17.Eklemdeki sertlikleri giderir,
18.Alveol zarını korur,
19.Akciğer kapasitesini yükseltir,
20.Enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırır,
21.Mide salgısını normalize eder,
22.Östrojen hormonunu yükseltir.

Negatif İyonlarla Alakalı Bilim Adamlarının Söylemiş Olduğu Sözler
*Negatif iyonlarla alakalı çalışmalar yürüten ünlü fizik uzmanı Prof.Dr. Jacques Breton konuyla alakalı şunları söylemiştir;
Kapalı ve klimalı ortamlar, uzun süre şehir içinde araba kullanmak, sentetik koltuk döşemeleri, elektromanyetik aletler, dev ekran televizyon, video, telefon santrali, faks, fotokopi makineleri ve aşırı toz. Teknoloji çağında, sağlıklı yaşamak adına bu aletlerden vazgeçilemeyeceğine göre geriye bir tek yol kalıyor: ‘‘Havadaki pozitif iyonları yok edecek, parçalayacak negatif iyonları üretmek.”
Breton, daha birçok hastalığın meydana çıkmasının temelinde ‘Negatif iyonların yeterli miktarda şehir içinde bulunmaması’ şeklinde açıklamıştır.
*Zihin ve Beyin Araştırmanın günlük kullanımdaki yeri kitabının yazarı ve Charlotte Kuzey Carolina’ daki Uygulamalı Düşünsel Bilimler Merkezinin Araştırma Bölüm Başkanı Pierce J. Howard:
"Negatif iyonlar oksijenin beyine ulaşmasına yardımcı oluyor. Bu da daha dikkatli olmamıza, uyuklama halinden kurtulmamıza ve daha zinde bir zihne kavuşmamıza yardımcı oluyor” diyor.
Howard, “Klima havadaki negatif iyonları yok eder.” şeklinde görüşlerini söylemiştir.
*Columbia Üniversitesi profesörlerinden Michael Terman:
“Dalgaların kıyıya vurması negatif iyon yaratır” demiştir.

Negatif İyonların Kullanıldığı Yerler
Negatif iyonların kullanım alanları daha çok iklimlendirme yapan elektronik ürünler oluşturuyor. Bu ürünler; klima, vantilatör, iyonizer olarak karşımıza çıkmaktadır. Şehir hayatında zorunlu olarak maruz bırakıldığımız pozitif iyonları üretilen bu elektronik cihazlarla yok etmemiz mümkündür.  Bu elektronik cihazlara alternatif olabilecek havaya negatif iyon yayan daha doğal çözümlerde mevcut olmaktadır. Bunlar ülkemizin Çankırı ve Nevşehir illerinde de bolca bulabileceğimiz ‘Kaya Tuzu’ dur.  Kaya Tuzu olarak nitelendirilen bu taş türü havaya negatif iyon yaymaktadır ve yukarıda maddeler şeklinde sıraladığımız birçok faydayı da beraberinde getirmektedir.


Her ne kadar negatif iyonların insan sağlığı üzerinde olumlu etkiler bıraktığı bilinse de bu konu bilimsel olarak kanıtlanmış değildir. Hatta bu konuya inanmayan farklı bir kesimin de olduğunu söylemek mümkündür. Yazımızın en kuvvetli dayanağı ise negatif iyonlarla alakalı yapılmış deneylerdir. Bu deneylerden birkaçına aşağıdaki başlıkta bulabileceksiniz.



Örnek Olarak Yapılan Deneyler
*Altı ay süren bu araştırma sonunda negatif iyon makinesinin çalıştırıldığı odadaki çalışanlarda toplam 22 iş günü kaybı olmuş.  Diğer odada ise toplamda 64 iş günü kaybı yaşanmış. Bir ay süren grip salgınında birinci grupta toplam 3 gün iş kaybı olurken, ikinci grupta toplam 40 gün iş kaybı yaşanmış.
*Bir İsviçre bankasında yapılan testte 309 kişi negatif iyon ile işlenmiş bir ortamda çalışırken, 362 kişiden oluşan ikinci bir grup normal bir ortamda çalışmış. Takip eden aylarda birinci grupta grip, nezle, farenjit ve diğer solunum yolu hastalıklarından dolayı kaybedilen her iş günü için, ikinci grupta 16 iş günü kaybı olmuş.
*Surrey Üniversitesi tarafından Norwich Sendika Sigorta Grubu Merkez ofisinde yapılan bir araştırmada bilgisayar ve veri toplama departmanlarına sekiz negatif iyon üreten makine yerleştirilmiş. Testten önce bir ay süreyle araştırma ekibi kişilerin şikâyetlerini toplamış. Test süresince hastalık, baş ağrısı gibi belirtilerde %78 azalma görülmüş. Test sonunda Norwich Sendika organizasyonu iyon makinelerini satın almış.
* Ev içi ortamlarda yoğun bir şekilde bulunan pozitif iyonlar aşırı serotonin salgılanmasına yol açar. Seratonin bedenin zihinsel, duygusal ve fiziksel stres ile baş edebilmesini sağlayan bir nöro iletkendir. Aşırı üretildiğinde öncelikle hiperaktivite yaratır ki bu da anksiyeteye yol açar ve bazen depresyona da sebep olabilir. Negatif iyon tedavisinin aşırı seratonin salgılanmasını önlediği ve bazı vakalarda depresyonu hafiflettiği görülmüştür.
*Negatif iyonlar bizim daha iyi bir uyku uyumamıza yardımcı olur. 1969 yılında Fransız bir araştırmacı seratoninin aşırı üretilmesinin uykusuzluğa ve kâbuslara yol açtığını göstermiş. Uyku bozukluğu yaşayan bir grup insanda negatif iyon yaratan bir hava temizleme cihazını kullandırmanın daha rahat uyumalarını sağladığını görmüştür.
* Boğazımızda bulunan ve toksinlerin solunum yollarındaki hassas organlara geçmesine engel olan tüylerde sigara dumanının bıraktığı etkiyi yüksek dozda negatif iyon ile nötralize edebiliyoruz. Bu tüyler ne kadar hızlı hareket ederlerse o kadar etkili oluyorlar. Ancak sigara dumanı bunları yavaşlatıyor ve bedenin kansere yol açan kirlerden korunmasına engel oluyor. Yapılan testlerin sonucunda yüksek düzeyde negatif iyon içeren hava bu tüylerin hareketini tekrardan normale dönüştürüyor.


Kaynaklar
1.Krueger A.P. And Sobel D.S.: Air Ions and Health, http://www.watershed.net, The action of air ions on bacteria – J.Gene. Physiol.,1957,41.
2.Soyka F., Edmons A, The Ion Effect – Ed. Bantam 1977.
3.Stark W., Die Bibel Weist Modenster Wissenschaft den Weg. Geneva: Ariston Verlag, 1975


Read more

Yayınlanan yazılarla ilgili olarak ne düşünüyorsun?